16 Ocak 2014 Perşembe

BUMERANG-3

BUGÜN…

ABD ve terör birlikteliğini, ikisinin “ikiz kardeş” gibi olduklarını anlamak ve anlatmak için fazla söze hacet yok. Aksi takdirde yazı Amerikan pembe dizisi [Yalan Rüzgarı]na döner. Siz sayın okuyucu, ABD’nin mazideki ve halihazırdaki icraatlarından terörün ne demek olduğunu gayet iyi anladınız. Ama ben yine de terör ve terörizmin lügatteki tanımını vermek istiyorum.

Terör(ing. terror; fr. terreur; ar. tedhiş) fransızca bir kelime olup sözlükte dehşet saçma, korkutup sindirme, şiddet uygulayarak yıldırma anlamına gelir. Terörizm (tedhişcilik) ise bir fikri, bir görüşü kabul ettirmek, yaymak veya vazgeçirtmek ya da bir amaca ulaşabilmek için terörün bir yöntem olarak kullanılmasıdır. [9]

Tarih boyunca teröre kişi, örgüt ve devletler tarafından amaçlarına ulaşabilmek için araç olarak sık sık başvurulagelmiştir. Bugün Afganistan’a bütün imkanlarını seferber ederek, NATO’yu ve hatta başka “bağımsız”! devletleri de “yardım ve yataklık yapma”ya zorlayıp yedeğine alarak saldıran ABD, kuruluşu öncesi-esnası-sonrası’nda da teröre bir yöntem olarak sık sık başvurdu. Ateşli silahlara sahip soluk benizli beyaz adam, keşfettiği topraklara ayak bastığında 10 milyon olan kızılderili nüfusunu imha ederek 200 bine indirmiştir. [5] Yine beyaz adamın kızılderililerden arındırdığı! topraklarda çalıştırılmak üzere Afrika’dan Amerika’ya yaptığı köle sevkiyatında 19 milyon karaderili insan sadece yolda “telef” olmuştur. [10] Ve şu yaşlı dünyamızda tarih boyunca hiçbir kişi, örgüt ve devlet, ABD kadar cana kıymamış ve sömürü yapmamıştır. Yalnız Hiroşima’ya attığı (ki ondan başka kimse kullanmadı) ilk atom bombası ile toplam 140 000 insanı katletti. Terörist ilan ettiği Bin Laden ve El-Kaide yalnız bu terör eyleminin bile, istese de yanına yaklaşamaz. Vietnam, Irak, Afganistan ve diğer binbir CİnAyetlerinden ve de Yemen, Pakistan gibi yerlerdeki saldırılarından bİHAber değil artık dünyadaki bilinçli ve farkında olan, zihinleri Hollywood tarafından esir alınmamış, iğdiş edilmemiş insanlar.

Her ne kadar parasının üzerinde “Tanrıya güveniyoruz” yazsa da bu Tanrının nasıl ve kimin Tanrısı olduğunu anlayan kızılderili, karaderili, sarıderili, 3. Dünyalı bir Allah’ın kulu çıkmamıştır. Dini-imanı para olan bu ruhsuz medeniyet için her şeyin ölçüsü çıkardır. Çıkarlarına uygun olsun da varsın falan ülke askeri diktatörlükle; filan ülke şeriat(!)le; feşmekan ülke krallıkla yönetilsin, onun için hava hoş. “Demokrasi oyunu”na ister filan ülkede “our boys(bizim çocuklar)” tarafından ara(pause) verilsin, isterse falan ülke darbe ile “müşerref” olup oyun dışı(game over) olsun. Yeter ki ABD’nin hakimiyetine, menfaatlerine halel gelmesin. Bir zamanlar Irak’ta  hüküm süren Saddam “su”dan bir bahane ile(Şatt’ül Arab suyu) ABD’nin hakimiyetine ve çıkarlarına “hayır” diyen İran’ın üzerine saldırırken-saldırtılırken, Halepçe’de onbinlerce insanı kimyasal silahlarla imha ederken “iyi diktatör”dü. Aynı Saddam Kuveyt’e girince (bir rivayete göre ilhak etmesi yönünde göz kırpılınca) yani ABD’nin egemenlik alanına tecavüz edip çıkarlarını ihlal edince “kötü diktatör” oluverdi ve defteri dürülüverdi. Stern, Haganah gibi terör örgütlerini kurup Filistin’in Arap halkını terörize eden ve bu yolla devlet kuran İsrail’e kol-kanat geren, bırakın kulağını çekmeyi, kınanmasına bile rıza göstermeyen ABD, topraklarını, dinlerini savunmaya çalışan Filistinlileri rahatlıkla terörist sınıfına yerleştirebilmektedir. Terörü ABD ve yandaşları yaparsa “yakışır haspalara”, ama başkasına zinhar.

Kendisine ve kendisinin başını çektiği yeni küresel(global) dünya düzenine boyun eğmeyen, kullukta kusur eden, çıkarlarını tehlikeye atan kişiler, örgütler, ülkeler hemen kara listeye, yani terörist veya terörü destekleyen ve insan haklarını ihlal edenler listesine dahil edilir. Listeyi belirlemek onun paşa gönlüne kalmıştır. Listeye hiç girmeyebileceğiniz(İsrail) gibi, tecdid-i iman yaparsanız tekrar o listeden silinebilirsiniz. ABD’nin itibar ettiği lügatin farklı olduğunu farketmişsinizdir herhalde. “Coniyi öldürüp hakkını yemeyelim” bu lügat farklılığı yalnız ABD’ye özgü de değildir elbette. Terörizm veya başka bir sürü kavram insanlara, ülkelere göre relatif(görece) olabiliyor. Ölçü koymayı, kavramların sınırlarını belirlemeyi istek ve arzusunu ilah(tanrı) edinen insanoğlu yapmaya görsün, aklınız hayaliniz şaşırır, alimallah küçük dilinizi yutarsınız. ABD ve işbirlikçileri, boylu boyunca terör pisliğine batmışken, üstleri başları kan içindeyken utanmadan birde kalkıp, aslında insanların birbirlerini öldürmeye çalışması demek olan savaşa bile ahlaki-hukuki bir boyut getiren ve anlam itibariyle silm(barış) demek olan İslam’la terörü yanyana zikretmelerini duyunca insanın saçını-başını yolası geliyor. Ağlar mısınız, güler misiniz bu trajikokomik manzaraya.

Aziz İslam ister devlet, ister örgüt ve isterse kişiler eliyle olsun terörü bir yöntem, amaca götürücü bir araç olarak asla tasvip etmez. Kendisinin kabulü için “ikrah”ın(baskı) kabul edilmediği, ikrah durumunda dil ile kendisinin inkarına bile izin verilebildiği bu dinde, insanları ürküterek, korkutarak, yıldırarak, dehşete düşürerek netice almak makbul, meşru ve muteber değildir.

Terör bir yöntem, bir silah olarak kullanılırsa bir bumerang misali onu kullananın aleyhine döner, geri teper. Etme-bulma dünyası olan şu dünyada “rüzgar(terör) ekenin fırtına(terör) biçtiği”, [Derin Darbe]yi yediği de bir gerçek. Terörü ABD’nin veya başka bir zalimin hakimiyetine boyun eğmeme, çıkarlarına sekte vurma hali olarak tanımlamak; ABD’nin ezici bir askeri-ekonomik-siyasi güce sahip olduğu için dilediği gibi ölçü belirlemesi, tarif etmesi asla kabul edilemez. İnsanlık yaradılanın değil de, yaradanın koyduğu ölçülere itibar edip; hakk(İslam) batıl(İslam dışı bütün din ve dünya görüşleri)’a üstün gelmedikçe yeryüzünde barış, huzur, adalet sağlanamayacaktır.

Artık bu ülkedeki herkes “Büyük Şeytan ABD”nin, bir [Terminatör(yokedici)] olduğunu bilmeli ve asla aklından çıkarmamalı. Hollywood yapımlarıyla zihnimizi yönlendirmesine; İngilizce ve işbirlikçisi ülkelerin yerel dille yayın yapan medyasıyla bizi aldatmasına izin vermemeliyiz. Çok uluslu şirketlerinin ve kültürünün ürünlerine itibar etmemeliyiz. ABD’yle, onun sömürgeci zihniyetiyle, onun işbirlikçileriyle mücadelenin topyekün ve kıyamete kadar sürecek bir mücadele olduğunu hatırdan çıkarmamalıyız.

  ABD için “terör bahane, çıkarları şahane”dir. Kimbilir şu an think-thank’larıyla, pentagon’uyla, kara saray’ıyla, çok uluslu şirketleriyle, CİA’sıyla yaşlı dünyamızın başına hangi çorapları örmekle meşguldür. Tuzak üstüne tuzaklar hazırlıyor. Fakat Allah’ın bütün kurduğu tuzakları bozacağından, onun başına dolayacağından habersiz. [11] Allah’ı gökyüzünün ilahı(hakimi) ilan edip kendileri yeryüzünün ilahı olmaya soyunanlar, eninde sonunda “Allah’ın yerde de, gökte de tek ilah” olduğunu anlayacaklardır. [12]

Hiçbir şey “eski”si gibi olmayacakmış, olmasını isteyen kim. Olmamalı da. Eski dönem (özellikle son yarım asır) ABD’nin dünyayı ateşe verdiği yıllardı. Evine dönmeli mutlaka Yankee (go home). Onun daha o kıtada kızılderililere, karaderililere ödeye ödeye bitiremeyeceği diyet borcu var. Giderken de beraberinde silahlarını, üslerini, çok uluslu şirketlerini, sadık adamlarını, pılısını pırtısını toplasın götürsün. ABD’nin patron, efendi, jandarma olmadığı bir dünya daha hür (özgür), daha müreffeh, daha adaletli, daha huzurlu ve tek kelimeyle daha yaşanabilir bir dünya olacaktır inanın.

Herkes buna bir inansa, ah bir inansa, işte o gün [Independence Day (Bağımsızlık Günü)] olsa.

[9]. Büyük Türkçe sözlük, D. Mehmed Doğan, İz yay., İstanbul, 1996.
[10]. Modern dünyada müslümanlar, Abdurrahman Arslan, İletişim yay., İstanbul,  2000.

[11]-[12]. Kur’an-ı Kerim; Enfal/30-Zuhruf/84.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder