Yazarın daha önce 'İnsana Yön Veren Değerler' kitabını okumuş ve ayrıca 'Halk Üniversitesi Öğretim Üyeleriyle Söyleşi' dizisi kapsamında bir söyleşi yapmıştım. Söyleşi sonrası hediye ettiği kitabı yeni okuma fırsatı buldum. Beyan Yayınları'nın 'Neden Var Serisi'nin 9. kitabı olan bu kitabın aslında tam ismi 'Yeryüzünde Yeteri Kadar Nimet Varken Bu kadar Yoksulluk Var'dır. Yazar, konuyu enine boyuna edebi bir dille, örnekler vererek işlemiş, herkesin anlayabileceği bir dille yazmış. Kitap iyi ve tavsiye edilebilir. Fakat bir eksiği, hem de önemli bir eksiği olduğunu düşünüyorum. Yazar, yoksulluğun tarihini, genel özelliklerini ve Dünya'daki durumunu ele alırken, yaşadığı ülkeyi es geçmiş gibi. Haklı olarak emperyalizm ve sömürüye vurgu yaparken ülkemizde gerek emperyalistler gerekse yerli işbirlikçileri eliyle 'ülkede yeteri kadar nimet varken neden bu kadar yoksulluk var' bunu irdelemiyor. Temmuz 2026 itibariyle Türk-İş verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı (gıda harcaması) 37 bin TL, yoksulluk sınırı 120 bin TL iken ve de en düşük emekli aylığı 24 bin TL, asgari ücret net 28 bin TL iken, gelir dağılımı adaletsizliği zirve yapmış ve küçük bir azınlığın servetin çoğunluğunu elinde tuttuğu bir ülkede buna değinmemesi ve neden diye sorup irdelememesi mazur görülemez. Nedense bu ülkede bir konu veya sorun olduğunda projektörleri hep dışarı ve başkalarına yöneltirken içeri ve kendimize yöneltmiyoruz. Tıpkı sömürenleri eleştirirken sömürülenlerin buna neden izin verdiğini ve ayağa kalkmadıklarını (kıyam, isyan etmediklerini) sorgulamaktan imtina ettiğimiz gibi. Halbuki biz "ne ezen (sömüren, zalim) ol, ne de ezilen (sömürülen, mazlum) ol" diyen bir inancın, dünya görüşünün, felsefenin insanlarıyız, müminleriyiz.

Kısa analiziniz ve Türkiye'ye dönük eleştirinizden dolayı Allah razı olsun
YanıtlaSilamin ecmain
Sil