2026 YILI KİTAP DEĞERLENDİRMELERİM
1-18. KİTAPLAR
İRFAN YALÇINKAYA
NOT: Uzun yıllardır okuduğum kitapların bitiminde kısa bir değerlendirmesini yapıp sosyal medyamda ve whatsapp’da birkaç grup ve kişilerle paylaşıyordum. Bu da oldukça sınırlı bir çevreye erişmeye olanak veriyordu. Geçenlerde gelin kızım “baba, okuduğun kitapların değerlendirmelerini neden bizimle de paylaşmıyorsun?” deyince ona hak verdim ve “onuncu köy” blogumda bundan böyle kitap (hatta film, dizi de olabilir) değerlendirmelerimi paylaşmaya karar verdim. Nasıl her sene başında yıl içinde okuduğum kitapların toplu bir analizini yapıyorsam ve kütüphanemde okumuş olduğum ya da okumayı düşünmediğim kitapları hediye etmek için listesini yapıp paylaşıma açıyorsam, bundan böyle okuduğum her kitabın değerlendirmesini kitap bitiminde bloguma koyacağım. İlk olarak 2026 yılında şu ana kadar okuyup değerlendirmesini yaptığım kitapların (18 Kitap) topluca değerlendirmelerini sunuyorum. Umarım faydalı olur.
Kitaplı günler diliyorum.
22.06.2026 / İrfan Yalçınkaya
1. SİZ DÜNYAYI AFFERDER MİYDİNİZ? – HAMZA ER
Bu yılın ilk kitabını yılın ilk günü başlamama rağmen ancak 25 gün sonra bitirebildim. Aslında akıcı, edebi, duygusal ve bir solukta okunabilecek bir kitap ama görev yeri değişikliği nedeni ile çok yoğun olduğum için böyle oldu. Bugün karar verdim, oturdum ve kitabı okuyuverdim. Konu çok güzel, zira iki güzel şahit ve şehit kızın hayat öyküsünü yazmış yazar, iyi de yapmış, bu iki nadide insanın hikayesi anlatılmaya değer. Biri siyonist itrail'e ve bölgedeki işbirlikçi baskıcı rejimlere destek veren ABD'den kalkıp işgal ve soykırım altındaki Gazze'ye gelip Filistinlilere destek verirken katledilen Rachel, diğeri ABD ve itrail'in kontrolü altındaki Mısır'daki Firavun rejimine karşı dururken Rabia meydanında şehid edilen binlerce insandan biri olan Esma. Hamza ne güzel düşünmüş ve kaleme almış bu iki güzel insanın öyküsünü. Okurken zaman zaman ağladım, gözyaşlarıma hâkim olamadım. Yazarın iki kitabını okumuştum, bu kitabı ile adeta zirveyi zorlamış. On numara beş yıldız verdim. Vicdan sahibi her insanın okumasını tavsiye ediyor ve Rachel, Esma ve onlar gibi bu yolda, Allah yolunda, hakikat yolunda, insanlık yolunda hayatlarını ortaya koyanlara dua ediyor, aziz hatıralarını sevgi ve saygı ile yad ediyorum.
2. SULAR ÜSTÜNDE GÖKLER ALTINDA – KAAN MURAT YANIK
Roman okumayı severim, beni dinlendirir. Geçen yıl aldığım kitapyurdu Türkiye okur ödüllerinin roman kategorisinde 5. olan bu kitap tarihi bir roman olup 1490'lı yıllar İstanbul'undan İspanya'ya oradan Kolomb ile Güney Amerika'ya uzanan bir yolculuğun kâh gerçek kah kurgu ortaya karışık bir biçimde heyecanlı ve hüzünlü ama sonu mutlu biten bir serüveni anlatıyor. Yazar dili iyi kullanmış, tarihi malumat ile kurguyu doğru ve yerinde harmanlamış. Tarihte bir yolculuğa ve denizci kalender ile okyanuslara açılmaya hazırsanız, sizi sıkı bir macera bekliyor. Roman ve özellikle tarihi roman sevenler kaçırmasın derim. Zira ben çok beğendim ve keyif aldım.
3. BU KENTTİR GİDİP GİDECEĞİN YER – KONSTANTİNOS KAVAFİS
Kitap Süreyyapaşa'daki görevinden ayrılan bir idarecinin kütüphanesinden seçtiğim kitaplardan biri idi. İsmi fiyakalı olup dikkatimi çekmişti. Şiir kitabı olduğunu bilmiyordum, roman zannediyordum. Yine de okudum şiir kitabı niyetine. İki şiir dışında hiçbir şiir ilgimi çekmedi. Biri 'Barbarları Beklerken' diğeri 'Şehir'. Şairin cinsellik saplantısı, sapkınlığı şiirlerine çok yansımış, hoşlanmadım. Şiir severim ama bu şiir kitabını hiç sevmedim, tavsiye etmiyorum.
4. BEREKETLİ TOPRAKLAR ÜZERİNDE – ORHAN KEMAL
Bu ülkede Osmanlı'dan Cumhuriyet'e değişmeyen bir sorun var ve halen de farklı boyut ve biçimlerde devam ediyor. Adına ister geçim derdi ister ekmek parası ister gelir dağılımı adaletsizliği deyin, insanı insanca yaşamaktan alıkoyan, canını, sağlığını, namusunu, onurunu tehlikeye atan onulmaz bir yara, dert bu. Yazar bir zamanlar Çukurova denilen bölgede pamuk tarlalarında çalışan ırgat denilen insanların acılımı acılı öykülerini anlatıyor. Bir kısmı kurgu ve hayal ürünü olsa da çoğu gerçek ve can yakıcı. Ne yazık ki bu ülkenin tuzu kuru, doğuştan şanslı, seçkin kitlesi azınlık olsa da çoğunluğu işçi, emekçi, ırgat, maraba, açlık ve yoksulluk sınırında ya da altında yaşayan insanlar. Yazarın mahpushane yıllarından kalma dili rahatsız edici de olsa, roman da olsa, sıradan, adı sanı bilinmeyen fukara Anadolu insanının, köylüsünün hikayesi satırlara iyi yansıtılmış. Yitip giden hayatlar, cehennemi andıran bir vasat, telef olup giden insanlık. Akıcı, sarsıcı, yürek yakan ve kahreden bir roman, yüreğiniz elverirse okuyun derim. İyi ki ahiret var, hesap var, cennet ve cehennem var.
5. YEDİ EKİME GİDEN YOL – ERIK SKARE
Kitabı geçen yıl katıldığım Gaza Tribunal yani Gazze Mahkemesi adlı uluslararası toplantıda bir kitap standından almıştım. Oslo Üniversitesi'nde tarihçi olan yazar, konusunda uzman olup 'Filistin'de İslamcılığın Kısa Tarihi'ni çok güzel analiz etmiş. Böyle bir çalışmayı bu ülkede bu yetkinlikte yapabilecek bir analist olduğunu sanmıyorum. Dört dörtlük harika bir araştırma inceleme. Kitabı bitirdiğinizde 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı Operasyonu'nun neden yapıldığını anlıyorsunuz, zira Gazze'nin önünde bu huruç (çıkış, yarma) harekâtı dışında hiçbir seçenek yoktu. Bunca olup bitenden sonra hâlâ 7 Ekim hatadır, olmamalıydı, itrail’in bir oyunudur diyenler Filistin konusuna 109 yıldır çözüm getiremeyen, Gazze'nin maruz kaldığı 16 yıldır süren ağır kuşatmaya, tecride ve açık hava hapishanesine, toplama kampına ve kabristana dönüştürülmesine karşı ciddi hiçbir şey yapmayan adilerdir, Gazze'yi yalnızca bombalanma zamanlarında hatırlayanlardır. 7 Ekim konusunda HAMAS ve diğer silahlı Filistin direniş örgütlerine dil uzatıp laga luga edenlerin ağzına kürekle vurmak isterdim. Kitaba Filistin konusunda on numara beş yıldız verdim, meraklısı mutlaka okusun. Filistin diye bir derdi olmayanın da değil müslüman insan olduğuna bile inanmıyorum.
6. İNCİL & TEMEL TÜRKÇE TERCÜME – GDK
Sh. 64'de bıraktım. Kitabın Değerlendirmesi yazının sonunda Resim 2'de
7. 35C – AHMET ÖRS
Kitabı, edebiyat öğretmeni ve özgür yazarlar birliği başkanı Ahmet Örs'ün yazar olan avukat bir arkadaşı ile yeni çıkan kitaplarının tanıtım söyleşisinde kitap takası ile aldım. Kitaba ismini veren İETT hattı gibi epey kısmını otobüslerde okudum. Türü roman diyor ama ben böyle bir roman okumadım, fikir uçuşması gibi bir şey, ne bir şey anladım, ne de aklımda bir şey kalmadı. Şiir olsun, resim olsun ben bu son dönem postmodern edebiyattan pek anlamıyorum galiba. Yazar hoş görsün ama ben bu tarz romana ısınamadım, alışamadım, sevemedim. Elbette meraklısı okur, anlar, ona bir şey diyemem, belki de sorun bendedir, ne bileyim.
8. 272 – MEHMET ALİ BAŞARAN
Kitabı, kitapla ilgili söyleşi sonrası yazarından kitap takası usulü ile imzalı olarak aldım. Bir avukatın canına kıymış bir genç kızın davası üzerinden hayatı, ölümü, mülteciliği, intiharı, yoksulluğu, genç kız psikolojisini ve daha birçok şeyi sorguladığı duygusal bir kitap, hacmi küçük ama yürek acısı büyük. Kitap beni hüzne boğdu. Okurken çaresizliğin kıyılarında gezindim, ölüm gelip yüreğime oturdu. Bir zamanlar özellikle 'zafer' elde etmek için 'iyi' değil kötü olan ve de halkçı üç hizip birlikte bu ülkede başta Suriye'liler olmak üzere göçmenler üzerinden halkı kin, öfke ve galeyana getirip oy devşiren ve hepimizi bir şekilde etkileyenler aklıma geldi, kahroldum, onlara beddua ettim. Ve sonunda dilimden Yunus'un şu dizesi dökülüverdi "Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm, yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi". Kitabı okuyun derim, bu yürek dağlayan ölüm yalnızca adli tutanaklarda kalmasın, vicdanımızı diriltsin.
9. AŞK HİKAYESİ – İSKENDER PALA
İskender Pala, divan edebiyatı profesörü olup iyi ve üretken bir yazardır. Sayısını hatırlamayacağım kadar romanını okudum. Kitaplarını genelde beğenir ve tavsiye ederim. Bu kitabında bir aslında iki aşk hikayesi anlatmış. Günümüzde aşk tensel seviyeye indirilip seviye kaybederken bu kitapta da fazlasıyla idealize edip abartılmış. Okumakta ve bitirmekte zorlandım. Yazarın çok fazla kitap neşrettiğini düşünüyorum, sayıyı düşürüp kaliteyi arttırması gerektiği fikrindeyim. Ha bir de geçen yıl yiğit bulut'tan boşalan Türk Telekom yönetim kurulu üyeliğine atanınca hayal kırıklığı yaşamış ve kızmıştım. Yazar özgür ve bağımsız olmalı, böyle bir ulufe ve kıyağa iltifat etmemelidir. Benim açımdan bu iki sebeple yazar hükmünü yitirmiş, mazide kalmıştır.
10. İBN-İ SİNA’NIN TALEBESİ HEKİM – NOAH GORDON
Kitabı geçen yıl Eylül başında söyleşi için ziyaret ettiğim İrfan Taştepe abimin kărhanesinden biraz da metazori ile almıştım. İbn-i Sina'nın talebesi Hekim başlığı ilgimi çekmişti. Mesai saatleri içinde dinlenme vakitlerinde okuyordum. Pek sarmasa ve bazı hususlar rahatsız etse de sabırla 444. sayfaya kadar geldim yani yarıdan fazlasını okudum. Evet bu bir roman ama yazar hayal gücünü o kadar zorlamış, tarihi verileri o kadar çarpıtmış ve özellikle Batılıların çokca kullandığı cinsel fantezilerle bezemiş ki sonunda işi İbn-i Sina'nın eşlerinden biri ile zina yapmaya kadar vardırmış. Tepem attı, kitabı derhal elinden bıraktım. Bir de hekim adayı olacak talebe deyyus, ustasının hanımına uçkur çözecek kadar ar haya damarı çatlamış. Kitabı bırakın okuma tavsiyesini, elinize bile almamanızı, boykot etmenizi öneririm.
11. ADİL HAFIZANIN IŞIĞINDA OSMANLI’NIN SON SAVAŞI – ALTAY CENGİZER
Kitabı alalı çok ama okumak yeni kısmet oldu. 750 sayfayı iki aya yakın bir sürede okuyabildim. Tarihe dair kitapları okumayı severim. Osmanlı İmparatorluğu'nun Türkiye Cumhuriyeti'ne evrildiği birinci dünya (emperyalistler arası) savaş farklı bir yaklaşımla adeta akademik bir ders kitabı çapında anlatılmış. Bugüne kadar özellikle sağcı muhafazakâr mukaddesatçı (bir açıdan da Osmanlıcı) çevrelerin Abdülhamid II'yi göklere çıkarıp İttihat ve Terakki'yi günah keçisi ve İmparatorluğun yıkılışının yegâne müsebbibi gibi göstermelerinin gerçeklerle bağdaşmadığını zengin kaynakçası ile çok güzel anlatmış. Osmanlı bütün canı kanı varı yoğu ile bir beka savaşına girmek zorunda kalırken Çanakkale dahil bütün cephelerde ölüm kalım mücadelesi vermiş ve kendisi ölürken yeni bir devletin doğuşuna da imkan ve fırsat verdi. O yüzden İttihat ve Terakki'ye adil ve hakkaniyetle yaklaşmamız gerektiğini düşünüyorum. 1915 Ermeni hadisesi de kitapta çok güzel izah edilmiş, bu konuda çok okudum ve bu kitap beni ikna etti, son noktayı koydu. Tarihe meraklı olanlar için farklı bir bakış açısı ile Osmanlı'nın son savaşını okumak isteyenler için tavsiye ederim.
12. İNSAN OKUDUM – MUSTAFA EVERDİ
Yazarın okuduğum dördüncü kitabı. Okumak için para virip aldığım bu son eseri Kurban Bayramı tatilinde Ankara'da kendisini ziyaret edip Halk Üniversitesi kapsamında söyleşi yaptıktan sonra hediye ettiği kitapları arasında da vardı, bu nedenle dün bir komşuma bayram hediyesi olarak verdim. Kitabı üç günde okuyup bitirdim. Yazar esprili, mütefekkir biri olup özgün ve özgür tespitleri var, okumak keyif veriyor. ESKADER 2025 yılı portre dalında ödül de alan kitapta adını bilip bilmediğim bir sürü insanın kısa portresi sunulmuş. Hepsi ilginç ve öğretici olmakla birlikte Ercümend Özkan, Neşet Ertaş ve Ruhi Su portreleri daha da ilgimi çekti. Nadir bir edebiyat türü olan insan (portre-keşke kapakta potre diye yanlış yazılmasa idi- denemelerini) okumanın faydalı olduğu kanaatindeyim, tavsiye ederim.
13. BAHÇIVAN VE ÖLÜM – GEORGI GOSPODINOV
Roman, hikâye okumayı severim, bu kitap da bu sebeple en son siparişte aldığım kitaplar arasında idi. Kitapyurdu sitesinin okurları arasında düzenlediği oylamada 2025 Roman kategorisinde en yüksek oyu alan kitap(lardan) olduğu için tercih etmiştim. Bulgar kökenli bir yazar bahçıvanlık da yapmış, akciğer kanserine yakalanıp ölmüş babası ile olan ilişkisini, hastalık sürecini, bütün yaşadıklarını duygusal bir atmosferde kaleme almış. Yeni bir yazarı, hasta bir baba ve yazar oğul ilişkisini, Bulgar edebiyatını, kültürünü anlamak açısından faydalı oldu fakat çok da sarmadı. Ama akıcı ve edebi, okunabilir kanaatindeyim.
14. TURNA VE GAYDA – BERAT DEMİRCİ
Kitabın ismini geçenlerde bir komşumla sohbet ederken ondan duydum. Sağ olsun kütüphanesinden buldu ve okuduktan sonra geri verme şartı ile verdi. Kitap 2000 yılında TYB ödülü de almış. Sivas'lı bir yazarın Sivas'ı, tarihini, kültürünü ele aldığı denemelerinden oluşuyor. Konular yerel ve güzel, rahat okunuyor ve farklı bir dil kullanılmış. Kitaba niye böyle bir isim verildiğini aynı adlı son deneme yazısını okuyunca anlayabildim. Turna Anadolu'nun türkülere konu olmuş meşhur bir kuşu eyvallah ama gayda ile ne alakası var? Onu da yazara ve kitabına hürmeten söyleyemem, bir zahmet alıp siz merakınızı giderin. Meşhur olmayan pilavcı misali meşhur olmayan yerel yazarları ve eserlerini ihmal etmeyin derim.
15. DANTE’YLE ŞAMAN DANSI – MUSTAFA EVERDİ
Yazarının hediye ettiği kitaplardan birini daha dün başladım bugün bitirdim. Kitaba ismini veren öykü, kitaptaki 23 öyküden biri. Farklı konularda esprili, şaşırtıcı ve ilginç öyküler. Bir çırpıda okuyup bitirdim. Kısa öyküler sevenler kaçırmasın derim. Son öyküleri sabah vakti spordan sonra sitenin toplanma mahallinde yeşillikler içinde serin bir sessizlikte bitirdim.
16. TÜRKİYE’DE TOPLUMSAL DEĞİŞİMİN EKSENİ OLARAK MODERN VE MUHAFAKAR KADININ EVRİMİ – HASAN BOYNUKARA
Kitabı öğleye doğru elime almamla ikindiye kalmadan bitirmem bir oldu. Hepi topu yüz sayfalık kitap hava atmana gerek yok diyebilirsiniz elbette. Bir zamanlar 28 Şubat Postmodern Darbe Süreci'nde 'Örtünmeye Dair" adlı bir deneme kaleme almıştım ama sonradan birkaç sebeple bu yazımı "Heybemden Seçkiler" kitabıma seçmedim, koymadım. Kütüphanemde kadın konusu ile ilgili 12 kitap vardı, onları da okumadım, zira bu konu bir erkek olarak nedense ilgimi çekmedi. Kitapları bir bayan asistanıma vermiştim okuyup bir çalışma çıkarması için o da ilgilenmedi. Kadın konusu ile ilgili bu kitaplardan beşinin yazarı kadın, yedisinin yazarı da erkek idi. En eski yayın 1986, en yenisi ise 2002 tarihli idi. İşte Hasan Hocam bir erkek olarak bu zor ve netameli konuyu çok yönlü olarak ele almış, almaya cesaret etmiş. Ve hakkını da vermiş. Kitaplar dolusu okunup ancak ulaşılabilecek sonuçları yüz sayfada özetlemiş. Kadın konusunu bir erkek akademisyen ancak bu kadar objektif ele alabilirdi herhalde. Her bölümü ayrı bir kitap çalışması olacak konuları önümüze anlayabileceğimiz sadelikte ve bilgelikte koymuş. Son zamanlarda okuduğum en fikir dolu orijinal çalışmalardan biri idi, on üzerinden on verdim, mutlaka okumanızı hararetle tavsiye ediyorum. Keşke bu konuyu bir de bir kadın yazarın kaleminden okuma imkânı ve şansına sahip olsak, bekliyorum, benim hâlâ ümidim var.
17. İTİN BİRİ – BÜLENT AKYÜREK
"Bir kitap okudum, (hayatım değişti)" diyeceğimi sandıysanız yanıldınız, okudum ama anlamadım evet ilk defa bir kitabın ne anlattığını anlamadım, belki de sorun bendedir. Yazar geçen yıl vefat etmişti, vefatından sonra övgüler gırla gidince iki kitabını aldım birini henüz okumadım, fakat bu kitabı tam bir hayal kırıklığı idi benim açımdan, inşallah diğeri kayda değerdir.
18. SON KIZ – NADIA MURAD
Kitap Irak ve Suriye'de yuvalanan IŞİD adlı terör örgütünün özellikle Ezidilere yaptığı zulmü ve özellikle kız&kadınlarına yönelik cinsel saldırıları Nadia isimli bir mağdurenin dilinden anlatıyor. Başta söyleyeyim bir insan, bir erkek, bir Türk ve bir müslüman olarak üzüldüm, kahroldum, lanetledim. Bu kitap daha önce okuduğum Zülfü Livaneli'nin 'Huzursuzluk' kitabına ve de Engin Akyürek'in 'Kaçış' dizisine de ilham kaynağı olmuş. Emperyalizm ve siyonizmin işgal edip kaosa sürüklediği bu coğrafyada bu terör örgütleri halkları birbirine düşürmek ve kırdırmak için çok kullanışlı aparatlar olmuştur. Tabiri caizse iti ite kırdırıp halklar arasına düşmanlık tohumları ekip sömürülerini sürdürdükleri gibi bir de işgallerini perdeleyip kurtarıcı pozisyona bürünüyorlar. Nadia tecavüzün kendilerine bir silah olarak kullanıldığını belirtiyor ki doğrudur, Ruanda soykırımındaki benzer hadiseleri hatırlıyor, hatırlatıyor ama İkinci Dünya Savaşı'nda Japonya'nın Çinli kadınları askeri genelevlerde kullanmasını, Filistin'deki siyonist yahudilerin hapishanelerde Filistinli kadınlara tecavüzlerini ve Sırpların Boşnak kadınların onbinlercesine tecavüz kamplarında kötülük ettiğini hatırla(t)mıyor. Son söz olarak kendi başına gelenler açısından dünyadaki son kız olmayı diliyor ama ne yazık ki bu zalim dünyada o ne ilk idi ne de son olacak, insan nefsi olduğu sürece bir güzel dilek, temenni, ideal ve hayal olarak kalacak. Kitabı tavsiye ediyorum.


Kısa kitap analizi okudum. Her kitapta muhakkak bir kaç vurucu nokta olur. Onları da eklerseniz istifade ederiz.
YanıtlaSilSaygıdeğer hocam öncelikle bu katkı dolu emeğiniz için teşekkür ediyorum.
YanıtlaSilBizim her kitabı okumaya vaktimiz yetmez,bunun yanın da böyle kitap notlarını çok önemsiyorum çünkü bir fikir veriyor.İlgimi çekerse alıp okuyorum.Örneğin "Siz dünyayı affedermiydiniz"isimli kitap konusu çarpıcı geldi sizin yorumunuz dan sonra bu kitabı alıp okumak istedim Saygılarımla.
Saygıdeğer hocam öncelikle bu katkı dolu emeğiniz için teşekkür ediyorum.
YanıtlaSilBizim her kitabı okumaya vaktimiz yetmez,bunun yanın da böyle kitap notlarını çok önemsiyorum çünkü bir fikir veriyor.İlgimi çekerse alıp okuyorum.Örneğin "Siz dünyayı affedermiydiniz"isimli kitap konusu çarpıcı geldi sizin yorumunuz dan sonra bu kitabı alıp okumak istedim Saygılarımla.