26 Temmuz 2026 Pazar

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/22 - ÇİÇEKLENMELER-MELİSA KESMEZ

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/22

Kitabı en son kitap siparişimde 2025 kitapyurdu okur ödülleri hikaye kategorisinde yılın en iyi 3. kitabı olduğu için almıştım. Gün içinde okuyup bitirdim. Sürükleyici ve edebi yönden güçlü bir kitap. Yıllarca süren tekdüze bir evlilik sonunda kocasını yitiren bir kadının eşinin gözü gibi bakıp hiç kullanmadığı karavana binip Ege kıyılarında bir yere gidip orada yine eşi tarafından terk edilmiş karavanda yaşayan genç bir erkekle hikayesini anlatıyor. Hikaye bir yere kadar belli bir mantık örgüsünde geldi ama sonu tuhaf ve anlaşılmaz bir şekilde bitti. Çerezlik kabilinden vakit geçirmek için özellikle kadınlar okuyabilir, beni pek sarmadı, ille de okuyun demiyorum, paşa gönlünüz bilir.


25 Temmuz 2026 Cumartesi

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/21 - HÜSEYİN HİLMİ IŞIK VE IŞIKÇILIK-MUSTAFA AKMAN

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/21

Kitabın yazarını Van'lı yıllardan tanıyorum. Bir süre önce iki kitabıma karşılık iki kitabını değiş tokuş yapmıştık. Bu kitabı gerçekten bilimsel ve akademik yönden benden tam not aldı, her yönüyle titiz ve emek ürünü orjinal bir çalışma. Türkiye'deki bir tarikat&cemaat karışımı daha çok holdinge benzeyen, kurucusu Hüseyin Hilmi Işık'ın soyadından hareketle Işıkçılık diye bilinen bir yapının mezhepler tarihi açısından zihniyet analizini fevkalade yapmış, bu konuda başucu ve başvuru kitabı olmuş adeta. Kaynakça zengin, tahliller yetkin ve sonuçta ortaya çok güzel bir çalışma çıkmış. Yazar 2020'de doçent olmuş, aradan beş yıl geçmiş, halihazırda üniversite mensubu olan yazarın bu eseri ile profesörlük titrini çoktan hak ettiği kanaatindeyim. Kıymetli hocamıza teşekkür ve takdirlerimi sunuyorum. Konuya ilgisi olanların mutlaka okuması gerektiğini düşünüyor ve tavsiye ediyorum.


9 Temmuz 2026 Perşembe

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/20 - ERZENGİZ-MUSTAFA EVERDİ

İsmi gibi kendi de sıradışı, tuhaf, muamma. Okudum okumasına da 'ne anladın hele gardaş bir anlat' deseniz ne anlatacağımı bilemiyorum. Zira bildik romanlara pek benzemiyor. Evet romanda Erzen diye bir kız var ama daha çok yazarın hayalinde kurgu bir karakter gibi, yazar yarattığı bu karakter üzerinden kadın, aile, evlilik, aşk, cinsellik dahil değinmedik şey bırakmamış. Cümleleri bir kuyumcu titizliği ile seçmiş, okuyucuyu şaşırtmak ve ters köşeye yatırmak için çok uğraşmış. Sonunda kendisinin yargılandığı bir mahkeme ile de bitirmiş. Okuması zevkli fakat 'anladıysam ne olayım' cinsinden bir roman. Belki ikinci kez okusam yazarın meramını anlar, sırrı çözerim ama gözüm kesmiyor. Yazarın bizzat hediye ettiği kitabı bitirdiğim an ben de birine hediye ettim. Postmodern edebi romanseverlere tavsiye ederim.


“BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA” SÖYLEŞİ -8- KONUK: ALMANYA’DAKİ DOST TALAT ÖZHAN

Merhaba, Talat Özhan, 35 yılı aşkındır Almanya’da yaşıyor. Kendisi ile 1990’lı yılların başında Ercümend Özkan vesilesiyle olan tanışıklık ve dostluğumuz hala sürüyor. Bir dönem (20 yıl) İktibas Dergisi’nin Almanya temsilciliği görevini yürüttü. Söyleşi sırasında Almanları, Almanya’daki insanımızı konuştuk. Araştırmacı yazar düşünür Kürşat Atalar ile yaptığı uzun söyleşinin kitaba dönüşmesi hikâyesini anlattığı gibi yine uzun yıllar Almanya’da yaşarken geçen yıl aramızdan ayrılan ortak bir dostu Mehmet Demirel’i de yad etmeyi unutmadık. Söyleşi sonunda en büyük hayalini ve özellikle başta gençler olmak üzere tavsiyelerini zikretti. İstanbul Fatih'te bulunan Şehzade Camisi’nin iç avlusunda yaptığımız bu sıcak, samimi ve dopdolu söyleşinin hoşunuza gideceğini ve başkalarıyla da paylaşacağınızı umuyorum. İlgiyle izleyeceğinizi ve beğeneceğinizi (beğeni butonuna basarsanız sevinirim) umuyorum. Videoyu başkalarıyla da paylaşır ve kanalıma abone olursanız sevinirim. İyi seyirler.
Prof. Dr. İrfan Yalçınkaya
https://www.youtube.com/watch?v=6t5ehLc-hbA&t=109s



2 Temmuz 2026 Perşembe

‘HALK ÜNİVERSİTESİ’ ÖĞRETİM ÜYELERİYLE SÖYLEŞİ -11- KONUK: ABDURRAHMAN ARSLAN

Merhaba, Abdurrahman Arslan’ın ilk kitabı olan “Modern Dünyada Müslümanlar” ve bilahare yazılarından yapılan derlemelerle yayınlanan diğer sekiz kitabından biri olan “Nehri Geçerken” kitaplarını okumuştum. Deniz derya birikimine rağmen oldukça mütevazi ve beyefendi bir insan olan, birilerinin kendisine “senin söylediklerinin alıcısı yok” dediği fakat Türkiye’nin ve özellikle İslami kesimin önde gelen sosyologlarından Abdurrahman abiyle modernizm, postmodernizm, Batı, İslam düşüncesi, kültür, aile, kadın, İslami kesim, Gazze ve daha birçok konuda özel ve özgün bir söyleşi yaptık. Kırk beş dakikalık söyleşiyi izlediğinizde çok beğeneceğinizi ve bana hak vereceğinize eminim.
İlgiyle izleyeceğinizi ve beğeneceğinizi umuyorum. Videoyu başkalarıyla da paylaşır ve kanalıma abone olursanız sevinirim. İyi seyirler.
İrfan Yalçınkaya
https://www.youtube.com/watch?v=8V3aIrB9Tyo&t=102s





26 Haziran 2026 Cuma

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/19 - BEKLE BENİ-ZÜLFÜ LİVANELİ

Ömer (bu önismi pek bilinmese ve kendisi pek kullanmasa da) meşhur ismiyle Zülfü Livaneli'nin daha önce çok sayıda romanını okudum. Romanları da müziği gibi başarılıdır. Bu son romanında 12 Mart 1971 askeri muhtırası sonrası kendisinin de dahil olduğu sol sosyalist kesimin yaşadığı baskı, cezaevi ve işkence günlerini eşi ve kızı da dahil kendi yaşamından da kesitler sunarak roman havasında anlatıyor. Bu romanı nedense pek beğenmedim zira artık bu ülkedeki sol sosyalist pratikten, söylemlerden, eylemlerden eskisi kadar hoşlanmıyor, hazzetmiyorum. Belki aradan geçen yarım asır sonrası biz de yaşlandık, yaşadık ve gördük ki, sağ sol hepsi yalanmış. Hiçbiri bu halkı ve devleti çözümleyememiş, hep bir yerlerden özellikle yurt dışından esen rüzgarlardan etkilenmişler. Bedenen değil ama zihnen bazı rahatsızlıklara düçar olmuşlar, sonra da hayatın, ülkenin, dünyanın gerçeklerine toslamışlar. Bu toprakların insanına, inancına, kültürüne tam vakıf olamamışlar. Çareyi, çözümü içerde değil dışarıda aramışlar. Sistemin kurucu ve kurtarıcı mütegallibe kesimi ve ideolojisiyle hesaplaşmadan bir çıkış bulabileceklerini düşünmüşler ve sonuçta elde başarısızlık ve hüsran kalmış ama yine de kuyruğu dik tutmaya çalışmışlar ve hâlâ da çalışıyorlar. Livaneli iyi bir müzisyen ve edebiyatçı ama halkın tümünün değil belli bir kesiminin türkülerini söylüyor, hikayelerini anlatıyor. O nedenle kendimi ona ve dünyasına çok yakın hissetmiyorum, sahici bulmuyorum. Onun mensup olduğu kesim faraza iktidarı ele geçirse idi romanda anlattıklarının bir başka versiyonunu yaşayacağımızı düşünüyorum. Onun bu ülkenin dindar kesimine, Filistin meselesine dair tek bir hikayesi, romanı, şarkısı varsa ben sözlerimi geri alacağım söz. Kitabı 70'li yıllarda Livaneli ve mensup olduğu kesimin yaşadıklarını yeniden hatırlamak isteyenler okuyabilir.