22 Ağustos 2026 Cumartesi

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/26 - MEHDİ'DEN ÖNCE DEVRİMDEN SONRA İRAN-MUHAMMED BERDİBEK

 KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/26

Tatilde başladığım kitabı 11 gün içinde bitirdim. Bu güne kadar İran konusunda çok kitap okudum fakat hepsi genelde devrim dönemine aitti. Fakat bu çalışma İran'da gerçekleşen devrimi 2025'e kadar getirmiş, çok yönlü ve derinlikli analiz etmiş. Yazar zengin kaynakça kullanmış ve birikimini çok iyi sistematize etmiş. Kitabı okurken dünden bugüne İran siyasetinde ne olup bittiğini çok iyi izleyebiliyorsunuz. Bu kitabı okuduktan sonra İran konusu kafamda daha bir netleşti, yerine oturdu, adeta bir aydınlanma yaşadım. Yazar önyargılara, şablonlara ve peşin hükümlere itibar etmeden İran konusunu  olduğu gibi önümüze koymuş. On üzerinden on verdim ve İran'da olup biteni anlamak için mutlaka okunmalı kanaatindeyim. Bu kitabı okumayan birinin İran hakkında konuşmasını abesle iştigal olarak görüyor, ciddiye almıyorum.



21 Ağustos 2026 Cuma

FİLİSTİN GAZZE SOYKIRIMININ SAĞLIK BOYUTU (SAĞLIKSOYKIRIMI) HAKKINDA BİR MAKALE VE BELGESEL

13 Ağustos 2026 Perşembe

KONUK: RAHMİ YILMAZ / “BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA” SÖYLEŞİ -10

BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA” SÖYLEŞİ -10 / KONUK: RAHMİ YILMAZ

Merhaba, Rahmi Yılmaz, mahalle ve kültürünün olduğu zamanlarda cami imam hatibimizdi. Yaz tatillerinde elifba ve dini bilgileri ondan öğrendik. Büyüdük, evlendik dini nikahımızı o kıydı, günü geldi babamı kaybettim, köyümüzde cenaze namazını o kıldırdı. Üniversite yıllarına kadar da kitabım olmadı, kütüphanesini bize açtı. Bu yıl mahallede 50 yılını dolduran Rahmi abi, mahallenin yarım asırlık mazisinin canlı tanığıdır. Bu yollarda beraber yürüdüğümüz özel ve önemli insanlardan biri olan Rahmi abiyle, yeni caminin bir köşesinde yaptığımız söyleşide, dünden bugüne mahallemizi, komşuları, camiyi, toplumsal rolünü, uzun yıllar görev aldığı umre ve haccı ve daha birçok şeyi konuştuk. Söyleşiyi izleyen herkesin kendi mahallesinden, camisinden, mazisinden ortak ve benzer birçok şey bulacağını düşünüyor ve başkalarıyla da paylaşacağınızı umuyorum. İlgiyle izleyeceğinizi ve beğeneceğinizi (beğeni butonuna basarsanız sevinirim) umuyorum. Videoyu başkalarıyla da paylaşır ve kanalıma abone olursanız sevinirim. İyi seyirler.

Prof. Dr. İrfan Yalçınkaya

https://www.youtube.com/watch?v=vCfKgtAbOwU&t=167s



FİLİSTİN 36 - FİLM DEĞERLENDİRMESİ

FİLM DEĞERLENDİRMESİ – FİLİSTİN 36

 

FİLMİN TANITIMI: Annemarie Jacir’in senaryosunu yazıp yönettiği, baş rollerde Hiam Abbass, Kamel El Basha, Jalal Altawil’in oynadığı 2025 yapımı iki saatlik filmin konusu kısaca şöyle; 1936 yılında, Filistin’in birçok bölgesinde, Milletler Cemiyeti mandası altında ülkeyi yöneten ve sömürgeci güç olarak görülen Britanya yönetimine karşı direniş giderek büyümeye başlar. Aynı dönemde, Nazi zulmünden kaçarak bölgeye yerleşen Yahudilerin gelişiyle Filistin’deki toplumsal ve siyasal dengeler de hızla değişmektedir. Yusuf, Halid ve diğer gençler, bu çalkantılı dönemde direniş saflarına katılır. Sömürge yönetimine karşı yürütülen mücadele ile direnişçilerin kişisel hikayeleri iç içe geçerken, yaşananlar zamanla derinleşir ve günümüze kadar uzanan çatışmanın belirleyici dönüm noktalarından birine dönüşür.

 

FİLMİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Birçok uluslararası ödüle sahip olan filmden epey bir süre önce haberim olmuştu ve fragmanını da seyretmiştim. Fakat sinemada seyretme imkânı bulamadım. Elbette bu mazeret değil, zira pandemiden bu yana (yaklaşık 6 yıl) sinemaya gitmeyen ben, reklam ve çekim tekniğinden de etkilenerek ailecek onca para ödeyip Nolan’ın Dede Korkut Hikayeleri misali (ki filmde Tepegöz hikayesi birebir aynı idi) Homeros’a ait tarihi kurgu efsane filmi Odysseus’u seyrettim. Biri hayal bu film ise gerçek hatta gerçeğin az bir kısmı, zira esas gerçek daha acı ve hüzün dolu. Osmanlı 1917’de İngiltere karşısında yenilince Filistin’den çekildi, İngilizler Kudüs ve tüm Filistin’i işgal edip manda yönetimi kurdu. Zaten İngiliz Dış İşleri Bakanı Lord Balfour, 1917’de açık bir mektupla Siyonist Yahudi Lord Rothschild’e ikibin yıldır hayallerini kurdukları ve ondokuzuncu yıl sonlarında Theodore Herzl tarafından ilk Siyonist kongrede siyasi olarak ete kemiğe bürünen ve Tanrıları tarafından kendilerine Filistin dahil vaad edilmiş topraklarda bir Yahudi Devleti’ni müjdelemiş, Filistinlilere de “rahat olun, sıkıntı yok, canınız yanmayacak” diyordu. Aynı İngilizler 1917’den sonra (ki birinci emperyalistler arası savaşta İngiltere saflarında Siyonist Yahudi taburu vardı ve Osmanlı’ya karşı savaşmışlardı) Filistin’e yerleşimci (işgalci, kolonyalist, sömürgeci) göçünü teşvik ediyor (aslında Filistin’e Siyonist Yahudi göçü Osmanlı zamanında da vardı ama azdı ve çatışma yoktu), buna karşı çıkan Filistinlileri de her yol ve yöntemle cezalandırıyordu. Zira bugünkü ABD gibi o günkü İngiltere de yahudilerin etkisinde ve kontrolünde idi ve İmparatorluğun özellikle Hindistan gibi sömürgelere giden güzergahta güvenilir bir vekile, bir askeri ve lojistik üssüne, bir partnere ihtiyacı vardı, Araplar bu noktada hem sömürüldükleri hem de farklı dinden oldukları için buna müsait değildi, güvenilemezdi. İşte film bu sürecin 1936 yılındaki kısmına odaklanıyor ve İngiliz yönetimindeki Filistin’de olanları bir nevi özetliyor. İngilizler memnun, Siyonist yahudiler memnun ama Filistinliler binlerce yıldır vatanları olan toprakları adım adım işgal ve terör sonucu kaybetmeye başladıkları için mutsuz ve tedirgin idi. Aslında Filistinliler canları, kanları, sevdikleri dahil bu yolda feda ediyor ama nafile zira dünyadaki Siyonist Yahudi lobi daha organize, kararlı, donanımlı ve hazırlıklı idi ve de dünyanın o zaman ki süper gücü İngiltere’nin desteğini ve yardımını arkalarına almış durumda idiler. Araplar ise dağınık, eğitimsiz, yoksul, yalnız ve kimsesiz idi. Filmde Filistin’li şehirli ve köylü insanların ahval ve şeraiti, duygu ve düşünceleri, mücadeleleri, açmaz ve çıkmazları çok güzel vurgulanmış. Daha Naziler Almanya’da henüz toplama kampları kurmamışken başta Avrupa ve Doğu Bloku olmak üzere dünyanın dört bir yanından yahudiler İngiltere’nin teşvik ve yardımı ile akın akın Avrupalı beyaz adamın Amerika’ya gidişi gibi Filistin’e gelip el koydukları (satın aldıkları miktar yok denecek kadar az) ve kurdukları terör örgütleri (İrgun, Stern, Lehi gibi -ki bugünkü adı IDF yani İsrail Savunma Kuvvetleri) ile Filistin köylerini göçe zorlayıp boşalttırarak Kibbutz denen etrafı çevrili korunaklı kollektif tarım çiftlikleri kuruyorlar, silahlanıyorlar. İngiltere itrail’in doğumu için Filistin’i dölledi, rahmi onlar için hazırlayıp büyümeleri gelişmeleri için uğraştı, yani babalık yaptı ta 1917’den 1945’e kadar. Sonra ikinci emperyalistler arası paylaşım mücadelesinden ABD galip çıkınca o da İngiltere gibi içerdeki güçlü ve zengin Yahudi lobisinin arzusu, desteği ve kendi emperyal projeleri için bölgede kendisine bağlı ve bağımlı bir Yahudi devleti istiyor ve 1948’de kendi kurumu BM eliyle bu hilkat garibesi, şeytan tohumu, kötülüğün vücut bulmuş hali itrail’in ebesi, anası olarak doğumunu yaptırıyor. Aslında ABD’nin iti it’rail’in doğumu ile insanlık o zaman ölmüştü. Zira itrail tarihte bugüne kadar kötü ve kötülük yapanların tümünden daha fazla kötülük yaptı, yapıyor, yaptığı ve yapacağı kötülüklerin çeşidi, sınırı yoktur, Naziler bile bunların kötülükte, vahşette eline su dökemez. Dünyada hiçbir kanun, kural, yasa onları bağlamaz, takmazlar. Zira kendilerini Tanrı’nın öz ve seçilmiş evlatları, dünyanın geri kalanını goyim (yani sığır, yani hizmetçi, yani insanımsı yaratık) olarak görürler. Bu dinci gerici çağdışı, mürteci, gerici, vahşi haham rejimi ve itrail halkının %99’u (her toplumda en az %1 iyi insan vardır) hastadır, sapıktır, canidir, insanlık düşmanıdır, iflah olmaz şifa bulmaz yaratıklardır. Filmin güzel ve orijinal bir yanı da bir zamanlar Filistin ve tarihi ile ilgili belgesel arşiv görüntüleri ile de desteklenmesidir. Filmi mutlaka ve mutlak mümkünse ailecek oturup seyretmenizi öneririm. Filistin mücadelesi eninde sonunda Allah’ın izni ve yardımı ile zafere ulaşacak, itrail ve Siyonizm yenilecek, tarihe karışacaktır. Nehirden denize özgür ve bağımsız Filistin için bugüne kadar toprağa düşen şehitleri, yaralanmış gazileri, hapishanelerdekiler dahil Filistin’in tümünde ve Dünyadaki (diyaspora) direnen Filistinli kardeşlerimi (ki Arapların en onurlu, en direnişçi, en dayanıklı olanları Filistinlilerdir kanaatimce) sevgi ve saygı ile selamlıyor, tebrik ve takdir ediyorum. Filistin özgür ve bağımsız olduğu gün dünya bu Siyonist Yahudi soykırımcı terör şebekesinden kurtulacak, Filistin’e, Bölgeye ve Dünyaya barış ve huzur gelecek inşallah ve biiznillah.

 

Filmi Türkçe alt yazılı olarak izleyebileceğiniz linkler;

https://www.hdfilmcehennemi.nl/palestine-36-film-13/

https://dizifilmizle.to/film/filistin-36

https://yabancidizi.my/film/palestine-36






 

11 Ağustos 2026 Salı

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/25 - Sevgili GAZZE&Bir Doktorun Anıları-ORHAN ALİMOĞLU

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/25

Bugüne kadar otuza yakın meslektaşımın anılarını kaleme aldığı kitabı okudum. İçlerinden bir tanesi 1990’lı yıllarda Rus-Çeçen Savaşı sırasında savaşı bütün boyutlarıyla yaşamış, tanıklık etmiş bir Çeçen cerraha ait olup kitabın adı Yemin (İki Ateş Arasında Bir Çeçen Doktor) idi. Şimdi de ikincisini okudum, meslektaşımız 2006 yılından bu yana siyonist yahudi terör örgütü it'rail tarafından tam bir kuşatma altında tutulan (ki resmen dünyanın ve tarihin en büyük toplama kampı ve açık hava hapishanesi) ve defaatle saldırıya uğrayıp katliam ve yıkıma uğratılan Gazze'ye ateşkes zamanlarında 2014-2023 yılları arasında, insani yardım, eğitim ve kongreler vesilesiyle yaptığı ziyaretlerine ait gözlem, değerlendirme ve anılarını bu kitapta toplamış. Edebi ve duygusal yönü de güçlü olan Genel Cerrahi Profesörü Alimoğlu, kitabını kendi arşivinden seçtiği fotoğraflar ve tanıklıklarla çok güzel hazırlamış. İyi ki de hazırlamış yayınlamış, bu sayede biz de onun gözünden, bakış açısından dünden bugüne yüreğimizin bir yerinde hala kanamaya devam eden coğrafyamızın önemli bir parçası Filistin Gazze hakkında yeniden bilgilerimizi tazeledik, bilinçlendik, hüzünlendik, umutlandık. Mesleğimizi onurlandıran, güzel örnekliklerden birini sergileyen bu meslek mensubumuzun kitabını okumak için ille de hekim, sağlık çalışanı olmanız gerekmez, aynen Filistin Gazze konusuyla ilgilenmek için müslüman olmak gerekmediği gibi, sadece ve sadece duyarlı ve okumayı seven bir insan olmanız yeter. Kitabı mutlaka alın ve okuyun derim. Bilgi olmadan bilinçlenme ve direniş olmaz, olamaz.



9 Ağustos 2026 Pazar

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/24 - ALİYA&Bilgelik Yurdunda Bir Ömür-HÜSEYİN KANSU

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/24

Boşnak kökenli eski milletvekili Hüseyin Kansu'nun öteden beri Aliya İzzetbegoviç ile ilgili çalışmalar yaptığını, panel, sempozyum, konferans gibi etkinliklere katılıp onu ve mücadelesini anlattığını biliyorum, hatta yıllar önce böyle bir panele ben de katılmıştım. Oğlu Abdullah, Süreyyapaşa Hastanesi'nde başhekimlik yaptığım dönemde Göğüs Hastalıkları asistanı idi. 2016 yılında Srebrenitsa Soykırımı'nın yıldönümünde ailecek Bosna&Hersek'i ziyaret etmek istediğimde onu aramış, onun vesilesi ile onlara ait Zambak Tur ile (tabii ki tur ücretini ödeyerek) 4 günlük bir seyahate çıkmıştık. Abdullah ile iletişimim whatsapp üzerinden devam etti, yıl içinde babasının hazırlayıp yayınlanacak kitabını haber verdi. Geçen ay ortasında kendisi ile Edirnekapı Ulubatlı civarında gezinti ve ayrıca "Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda" söyleşi dizisi kapsamında söyleşi yaptık. Bilahare babasının kaleme aldığı kitaptan da bir tane hediye etti. Kitabı iki günde okudum bitirdim. Uzun yıllar ta Bosna Savaşı (Soykırımı) yıllarından beri merhum Aliya ile birlikte olan Hüseyin Bey, İzzetbegoviç ile ilgili bugüne kadar elindeki bilgi, belge, arşiv ne varsa bu kitapta toplamış, bu konuda muhtelif zamanlarda yaptığı konuşma ve kaleme aldığı makaleleri de zikretmiş. Aliya'nın düşünce dünyası ve mücadelesi hakkında kendi bakış açısından söylemek istediklerini belirtmiş. Kitaba bir nevi Aliya İzzetbegoviç okuma klavuzu olarak bakabilirsiniz. Ne yalan söyleyim benim beklentim farklıydı, farklı bir çalışma bekliyordum.  Olsun, yazarın birikimi ve kapasitesi çerçevesinde bu konuda elinden geleni yaptığı kanaatindeyim. Aliya İzzetbegoviç fikriyatı ve mücadelesine bir giriş mahiyetinde okunabilir.  


 

7 Ağustos 2026 Cuma

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/23 - KAYIP COĞRAFYANIN İZİNDE/DOĞU TÜRKİSTAN SEYAHATNAMESİ-TAHA KILINÇ

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ-2026/23
"Heybemden Seçkiler" kitabımda GeziYorum başlığı ile dört geziye ait izlenimlerime yer vermiştim. Ayrıca birçok seyahat kitaplarını da alıp okudum. Fakat bu kitap içlerinde en iyisi ve en nitelikli olanı idi. Doğu Türkistan'ı işgal, istila edip  sömürgeleştiren Çin'in, müslüman Uygurları asimile etmek ve Çinlileştirmek için her yol ve yöntemi uyguladığını güncel tanıklıklarla okuma fırsatı buluyorsunuz. Yazar seyahate çok iyi hazırlanmış, plan programlı bir gezi yapıp izlenimlerini tarihle harmanlayarak ve gördüklerini fotoğraflayarak adeta belgesel çapta bir çalışmaya imza atmış. Bu acı ve hüzün verici izlenimleri okurken yazarın da kitapta belirttiği ve uyardığı gibi tevafuk bu ya Çin, Türkiye'den bir grup gazeteciyi Doğu Türkistan gezisine davet etmiş. Çin'in sponsor olduğu CGTN Türk YouTube kanalında dört bölümlük bu gezinin videosunun ilk bölümünü seyrettim, yazarın haklı olduğunu gördüm. "Objektif: Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'ne Yolculuk" adlı bu gezi Çin'in propaganda amaçlı bir faaliyeti olup Uygurlar'ın Çin sayesinde tehlikeli fikirlerden arınıp (arındırılıp) uygarlaştırıldığı anlatılıyor. Merhum ebem derdi ki; "Gavurun ekmeğini yiyen, gavurun türküsünü söyler". Doğu Türkistan'a Sincan (Çince Xinjiang yazılır, yeni toprak, sınır, zemin anlamına gelir) demek bile Çin'in iddialarına kanmak, teslim olmak demektir. Kitaba on üzerinden on verdim ama Şia ve İran ile ilgili yorumuna tümüyle katılmadığımı ifade edeyim. Fakat yazarın Türk, Sünni, Tasavvufi dindar biri olduğunu düşününce şaşırmadım. O kadar kusur olabilir. Bu kitabı ne yapıp edip alıp okuyun lütfen. Filistin gibi Doğu Türkistan da bizim coğrafyamız ve insanımızdır. Kaldı ki Uygurlar'ın uğradığı zulme duyarlı olmak için Türk, Uygur ya da müslüman dindar biri değil sadece insan, elbette duyarlı, diğergam insan olmak bile yeter.